Sait Faik Abasıyanık Sözleri

Sait Faik Abasıyanık Türk öykü, roman ve şiir yazarıdır. Türk Edebiyatına kattığı onlarca eserler içerisinden alıntılar yaparak hazırladığımı yazımızda Sait Faik Abasıyanık sözlerini derinlemesine inceleyebilirsiniz.

Sait Faik Abasıyanık Sözleri

Hayata farklı pencereden bakan ve yorumlayan Sait Faik Abasıyanık’ın sözlerini resimli olarakta sayfamızda bulabilirsiniz. Anlamlı, etkileyici Sait Faik Abasıyanık şiir alıntıları ve daha fazlası sayfamızda;


Adalet insanlardan çoktan kalktı.

İyi adam pişman olan adamdır.

Ben bayrakları değil insanları seviyorum.

Gençlik, güzel çağ! Hepsi ümitle dolu.

Uzun bir yoldan sonra denizi görmek gibisin.

İnsana alışsam evlenirdim. Alışamıyorum.

Söylemek anlatmak değil; susmak, dinlemek.

Resimli Sait Faik Abasıyanık Sözleri
Resimli Sait Faik Abasıyanık Sözleri

Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey.

Gönül meselesiyle boğaz meselesi mühim şeylerdir.

Okumuş yazmış adam öğüt vermez, adamı anlar.

İnsanoğlunun en büyük savaşı zalimliğe karşı açılmalı.

Ölüye ağlayamayan insanların huzursuzluğu içindeyim.

Güldüğü zaman insandan üstündür. Bakmaya doyamam.

Öyleleri var ki, yanlarına sokulmak zehirlenmekle eştir.


İçim aşkla dolu, dostlukla dolu, hiç olmazsa bu akşamlık.

Dünyada her şeyle alay edilir, şaka yapılır ama şiirle asla!

Bu çok yakın mazide tokları açlar doyurdu. Ve açlar öldüler.

Bu yürek, bizim yüreğimiz;. bir tahtası eksiklerin yüreğidir.

Kıskanç değilim fakat, başkalarına bakma! Beni çıldırtıcaksın.

Dersler deniz kadar güzel, deniz kadar öğretici miydi acaba?

Şu uyku insanın sevgilisi gibi bir şey, gelmeyince sinirlendiriyor.

Düşünmeye başlayalı beri bir gün sarhoş olmadan gülmedik ki.

Sanki ben her akşam onunlaymışım gibi, bir yalnızlık duyuyorum.

Doğru, yalnız hayalle geçiniyorum; ben yalnız hayal kuruyorum.

İçimde muhakkak bir yer paramparça olmuştu ki, ağlayamıyordum.


Ölüm var arkadaş, ölüm. Şu köşkün sahibi de ölecek. Şu horoz da.

Parıltı dediğin ilimle, marifetle olur. İnsan, sanatında ilerledikçe parıldar.

Serserilikten değil, kendimden vazgeçtim ama, dert anlatamıyorum.

En Güzel Sait Faik Abasıyanık Sözleri
En Güzel Sait Faik Abasıyanık Sözleri

Ben böyleyim işte. Kederimi unutmak için sanki kedersizmişim gibi yaparım.

Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz, insanı insana ancak şiir sevdirir.

İçimizde şüphe olmasa kelimelerin yarısını sözlüklerden çıkarmak lazım gelir.

Aşkın bir kanadı vardır kırmızıdır, delinir, kan akar. Bir kanadı var, zehir yeşili.

Küçücük hürriyetler değil, alabildiğine yüz verilmiş bir çocuk hürriyeti istiyordum.

Ölümün karşısında, ne yapsak, muvaffak olmuş bir aktörden farkımız olmayacak.

Para insanı ahlaksız ediyor. Karnı doyunca insanın kötü huyları da meydana çıkıyor.

İnsanın damarında şeytan gezinmeye başladı mı başlıyorlar namustan bahsetmeye.


İnsanlar var, sevdiklerini almışlar şu saatte koyunlarına, dalmışlar iki kişilik rüyalarına.

Nefes aldığın şehir ne kadar şanslı. Kim bilir, sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır.

Ben bir acayip oldum. Gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum.

Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam. Boş geçirdiğim, bağırmadığım, sustuğum günlere.

Çocukluk, insana o kadar çabuk geri geliyor ki, adeta onu içimizde gizli bir yerde saklıyor gibiyiz.

Yağmurlu havada da birbirinin yüzüne bakmayı arzu eden insanlar birbirlerini güzel görürler.

Hepimiz, sırtımızda ve elbisemizin altında, gözlerimizin içinde bir müstakbel ölü gezdirmiyor muyduk?

Beklersem gelmez ki… Beklemesem gelir mi? Umut vardır. Beklemediğim zaman umut vardır.

Kadın raksederken güzeldir, Bayrak dalgalandıkça, Deniz köpürdüğü zaman, İnsan ihtirasla yaşarken.

Birden bütün neşemin bir camın kırılışı kadar ses ve şangırtı çıkararak düşüp kırıldığını gördüm.

Düşüncelerinde hiçbir kımıldama yoksa düşünceliler kendilerini düşüncesizlerden daha ileri sanmasınlar.

Sabahleyin uyanır uyanmaz aklımdaydın. Güldüm. Kalktım. Bunu anlatmaya sana geldim. Ne dersin?

Sevmekten korkuyorum… Ondan karanlıktan, riyadan, zulümden, hürriyetsizlikten korkar gibi ürküyorum.

Şu ömrü mevsimlere benzetenler iyi etmiş doğrusu. Herkesin bir ilkbaharı,bir yazı, güzü, kışı oluyor işte.

Yazı yazmak için bana çiçek, kuş hürriyeti değil, içimdeki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin hürriyeti lazım.

Edebi eserler, insanı yeni ve mesut, başka iyi ve güzel bir dünyaya götürmeye yardım etmiyorlarsa neye yarar?

Ne kadar üstü başı düzgünler, suratı ciddiler, hali azametliler içinde kalmışım ki bir türlü hikayeme yanaşamıyorum.

Sait Faik Abasıyanık Sözleri
Sait Faik Abasıyanık Sözleri

Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.

İnsanlar tuhaf! Kendilerini sevmeyen, önem vermeyene daha bir büsbütün tutuluyor, kendisini küçük görür gibi olana musallat oluyorlar.

Her gün yüzlerce tren binlerce hikâye getiriyor, binlerce hikâye alıp gidiyorlardı. İstasyonun kapıları insan alıp insan veriyordu.

Aşkın bir çok rengi vardır. Mavi, koyu mavi, kapalı mavi, açık mavi, deniz mavisi, havuz mavisi, okyanus mavisi, gökyüzü mavisi. Sen yeter ki iste! Hadi gülümse, bulutlar gitsin!

Eğer doğduğun zaman Havra kapısına bırakırlarsa Yahudi olursun, cami kapısına bırakırlarsa Müslüman, kilise kapısına bırakırlarsa Hristiyan olursun.

Ben, iskambil oynarken, yanımda birisi durursa pek memnun olurum, o zaman oyunu da iyi oynarım. Yalnız başına olan insan kadar büyük adam yoktur ama insanlarla beraber olan insan hakiki kıymetini ölçer, biçer.

Ölesiye yalnız, ölesiye mesudum. İçim kalabalık çekiyor. İnsanlar çekiyor. Çocuklar istiyorum: haşarı, sarışın, esmer, edepsiz… Seyahatler çekiyor içim.

Yeniden doğulmaz. Doğsan bile ne olacak? Seni iki senede, iki sene de değil, iki günde aynı insan ederiz. Aynı kendini düşünen, aynı haris, aynı kıskanç, aynı kötü huylu, aynı sarhoş, aynı budala oluverirsin.

Hani bazı çocuklar ısrarla bir fena hareketi yapmadıklarını iddia ederler. Hakikaten de yapmamışlardır. Ama yapmış gibi bir halleri de vardır. Yapmamış insanların tabiiliğini bir türlü alamazlar. İşte ben o çocuklardan biri gibiydim.

Önümüzdeki hayat. Her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. Halbuki zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. Bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanıyorduk. Yahut bana öyle geliyordu.

Şu karşıki sandalı görüyor musun? Bakın sahile yaklaşıyor. Onu yürüten şey nedir? Kürekleri değil mi? Ya şu uçan martılar! Kanatları yolunsa artık uçabilir mi? Düşünce de böyledir. Dört duvar arasına kapatılmak istenirse kanatsız kuş, küreksiz sandal oluverir ve bütün manasını kaybeder.

Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim. Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem. O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir? Sakın benden büyük vakalar beklemeyin, n’olur? Aşkın birçok rengi vardır. Mavi, koyu mavi, kapalı mavi, açık mavi, deniz mavisi, havuz mavisi, okyanus mavisi, gökyüzü mavisi… Sen yeter ki iste! Hadi gülümse, bulutlar gitsin!

Haksızlıkların olmadığı bir dünya. İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya. Hırsızlıkların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bol bol bulunmadığı. Pardon efendim! Bol bol bulunmadığı ne demek? Hiç bulunmadığı bir dünya.

Karıcağızının hâlâ pembe yüzünü, oğlunun ikide bir şaplak indirdiği güzel ensesini, kızının kirpiğini bir özleyiş özledi. İnsan radyosunu, radyosunun bulanık yeşil gözünü, kırmızı, yeşil, sarı çizgilerle çizikli gavur şehirleri adı dolu aydınlık yerini de özler miymiş? Allah kahretsin! Özlermiş insan duygulu olunca.

Yorum yapın