Nuri Pakdil Sözleri

Bizlere Kudüs’ü sevdiren aynı zamanda tam bir Kudüs aşığı olan Nuri Pakdil 18 Ekim 2019 tarihinde hayata gösterini yumdu. Ardında bıraktıkları ise Kudüs için yazdığı şiirler ve Kudüs sözleri oldu.

Nuri Pakdil Sözleri

Direniş varoluşun deneyidir.

Kalem benim kal’em.

Bize lazım olan soylu bir öfkedir.

Namaz, zamanın kalp atışıdır.

Sükût; Dünyanın en uzun cümlesi.

Dilimin döndüğü kadar sustum!

Boynumuz ağrıdı batıya bakmaktan.

Biz, yitire yitire kazandık kendimizi.

Nuri Pakdil Sözleri

Kudüs’süz ve İstanbul’suz Aşk yoktur.

Yazı: Doruk noktasına ulaşmış aşktır.

Batıya bakmaktan boynu tutulmuş bir toplumuz.

Hayat; hem yürünülen yoldur, hem taşınan dağ.

Hiç yazılmamış uzun bir destandır annelerin yüzleri.

Birbirimize tutundukça bıçakların ağzı kapanacak.

İnsanın damarlarında sağlam cümleler dolaşmalıdır.

Bombaları etkisiz kılacak tek güç ‘İnsan sevgisi’dir.

Hiç alışamadım gülmeye, hüzün vicdanıma daha uygun

İnsan, kendi sesini, daima başkalarından önce işitir.

Nuri Pakdil Sözleri

Çürüme başlamaya görsün insanda, akıp gidiyor hiçliğe.

Yalnızlıkta kendi cümlesi bile eşlik edebiliyor insana.

Nergis sızısı bir yağmur idim ben insan kalıbına döküldüm.

Çağ ancak, bilinçle sorumluluk yüklenenlerin yüzüne güler.

Duvarlar yalnızca evleri değil insanları da ayırdı birbirinden.

Hüzün; hissedilmesi kolay olmayan, çok narin, ince bir sestir.

Suskunluğu, tırnaklarımın altında bir tahta kıymığı gibi taşıyorum.

Gerçek İman: Dönüştürücüdür: Tüm yeryüzünü; Hakka doğru.

Bir ülke, utanma duygusunu yitirmişlerle dolunca, sürgünler ülkesi olur.

Bir de : üzümü, yaş olsun, kuru olsun; tane tane yiyenlere, merhaba.

Nuri Pakdil Sözleri

Çok vefalı bir dostun elini tutarcasına Sağ elimi sol elimin üstüne getirdim.

Bildiğim her şeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı?

İnsan, nesnelerin bir bakıma tutsağı olmanın da ötesinde, nesne olup çıkmıştır.

Sultan Ahmed Camii diyor ki Süleymaniye Camiine: Başımızı alıp gidelim mi?

Bilirim ve bildiririm ki; İnsan, vicdanıyla sürekli hesaplaşıyorsa, genç kalır, tığ gibi.

Kuşkusuz, en etkili ve evrensel silah, kelimedir. Okumadığın gün karanlıktasın.

Yüreğimizin yarısı Mekke’dir, geri kalanı da Medine’dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.

Kolay mı dostum, yürümek! Tırmanılması gereken yalıyarlara yalılardan geçilmiyor ki.

İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır. Ne emek, ne ekmek; önce kalbimiz bozuluyor çünkü.

Sevda…Sevda : beklemektir: insanın omuzlarında dağlar taşımasıdır: dağları çıka çıka.

Sabah namazına her gün kalkabilsek, bu çağın boynuna demir halkayı geçirebiliriz gibi geliyor bana.

Yapayalnız dolaşıyor bu çağın insanı. Çünkü birlikte yürüyecek kadar güvenmiyor kimse birbirine.

Sözümüz eksik, hayatlarımız yarım, kalbimiz sallanıyor içimizde. Direnmeye hazır hayatlar ver bize Rabbim !

Acıyı güzele, kötüyü iyiye çevirmek lazım. Bunu da ancak sanatla yapabiliriz. Ölümsüz olan, bir tek o çünkü.

İnsanın özü artık yok. Tüm çılgınlıklar bundan kaynaklanıyor olmalı. Çağın kanseri, bu ‘insan özü’nden yoksunluk.

Yargılıyız acı çekmeye. Acının her şeye egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz: en çok insan öldürülen bir çağ çünkü bu.

Çoğu zaman, susmak, konuşmaktan daha kıymetlidir, hayırlıdır. Söz bitebilir, fakat sükût hiç bitmez. Çünkü o, dünyanın en uzun cümlesidir.

Yasa batmış Kudüs bu! Elinizi uzatınız; zincirleri mi kıracaksınız? Yurtsuz kalan Filistinlilerin direniş ateşinin çıngıları göklere saçılır ve İstanbul gecelerinde toplarsınız bunları.

Osmanlı Devleti, dünyanın dengesini sağlıyordu. Bu denge bozulmadıkça, Avrupa devletleri, Doğu’nun, Ortadoğu’nun, Afrika’nın kaynaklarını rahatlıkla sömüremeyeceklerdi.

İnsanın ruhsal yanını yeniden düzeltici önerileri içeren bir öğreti sunulmalı. İnançsızlık, şu kadar megatonluk bir atom bombası altında insanlığın son bulacağı korkusundan daha çok korkutmalı bizi!

Tüm kurumları Avrupa’dan almak” hastalığına tutulalı beri, tarihimizi okumaz olduk. Kendi tarihine yabancı kuşaklar yetişti Türkiye’de. Geçmişle aramıza bir Avrupa setti inşa ettik. Ve hiç utanç da duymadık bu setti inşa ederken.

Irkçı değiliz; çünkü uygarlığımızın özündeki inanç, ırkçılığı kesinlikle reddeder. Irkçılık , Avrupanın, inancımızdaki eşitliğin tüm insanlığa yayılmasını durdurmak; ortak inancın evrensel yurdu içinde birleşmiş ulusumuzu bölmek için yaptığı emperyalist bir girişimin adıdır.

Bütün yalınlığıyla hayatı kucaklayabilmek, tartıya vurabilmek akıp giden suları, saat şöyle dursun, dakikaların değerini anlayabilmek, ateşi avucumuzda tutabilmek açıkçası sükûnette mümkün. Yeryüzünün en melodik dili, sükûnet.

Kudüs Şiiri

Nuri Pakdil üstadımızın kaleminden Kudüs için yazdığı şiirin sadece bir kısmını sizlerle paylaşıyorum.

Tûr Dağını yaşa
Ki bilesin nerde Kudüs
Ben Kudüs’ü kol saatı gibi taşıyorum

Ayarlanmadan Kudüs’e
Boşuna vakit geçirirsin
Buz tutar
Gözün görmez olur

Gel
Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar

Adam baba olunca
İçinde bir Kudüs canlanır

Yürü kardeşim
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin

Yorum yapın