En Anlamlı Güzel Sözler

Geçmişten günümüze en anlamlı güzel sözleri bir araya toplayarak kaliteli bir arşiv oluşturmayı başardık. Whatsapp, Facebook, Instagram ve Tumblr gibi popüler sosyal ağlarda paylaşabileceğiniz kısa anlamlı sözleri ve daha fazlasını sayfamızda bulabilirsiniz.

Güzel Sözler 2020

Öyle güzel gel gir ki gönlüme, kazımak, çıkarmak mümkün olmasın.

Az gül sevdiğim, yavaş gül. Ben alışık değilim üşümeden titremeye.

Farklı bir renk gördüm bugün dünya gibi renkli ruhunda. Sana kim kirli parmak izlerini bulaştırdı?

Yanacağını bildiğin halde bir cennete inanmak gibi sana aşık olmak. Günahkar da olsam affına sığınıyorum.

Tutulduğum en temiz güzüm, gördüğüm en temiz yüzümdün. Bundan sonra ne gülmek mümkün olur huzurunda, ne ağlayıp sana gözyaşı dökmek…

Albatrosları bilir misin sevgilim? Göç sırasında eşini kaybeden albatros ölür. Dünya bir misafirhaneyse biz de göçmen kuşlarız. Bu göç seninle son bulsun istiyorum.

Tutunduğum hiçbir çiçekli dalı, senin dikenlerine tercih etmedim. Bu yüzden ne anlattıysan inandım, bu yüzden senden bir tek güzel söz bekledim.

Ellerinde gönlümün kanatları iz bırakmış. Kırarsan melek olur kurduğumuz tüm hayaller.

Kafanda artmış, yürümüş her sorunun cevabını veremem. Sen yarın yanımda mısın, desen, evet bile diyemem. Görmediği yol hakkında fikir yürütemez insan. Ama ben, asla seni bırakıp gidemem.

Sen bana bir ihtimal kadar yakındın. Ben sana imkansız kadar uzak. Şimdi ne ihtimalleri tartışabilirim seninle, ne imkansızı var edebilirim. Bunu heveslerimi öldürmeden düşünecektin.

Bir boşluğu doldurmak için sarıldığın adamlarda hiç mi yalan kokusu almıyorsun? Hangi suyla yıkayacaksın kirlettiğin gül bahçeni? Hangi yağmur temizleyecek kararan kalbini? Benim gibi kim sevecek, ruhuna dokunamadığı bir bedeni?

Sen benim, etrafına çit bile çekemediğim bahçemsin. Benim demeye dilim varmaz, ama papatyalarına aşığım.

Resim kağıdındaki beyaz koyunun yokluğunu kim kanıtlayabilir? Sen de benim için böylesin. Öyle hayatımsın, öyle bensin ki varlığını ispata delil bulamıyorum.

Aşığa nefes almak, yangına su dökmek gibi gelir. Sönse de dayanılmaz bir duman kaplar içini. İsten kapkara olmuş bir kalbi, sadece sevgili iyileştirir.

Artık gökkuşağının olmayan bir çemberinde, hiç var olmamış bir renk gibi keşfedilmeyi bekliyorum. Orada olsam da görebilecek gözler çok uzakta.

Yanına yaklaştıkça uzaklaşan bir serap gibisin. Susuzluktan mı, yorgunluktan mı, kafamda mı yaratıldın bilmiyorum. Bilemiyorum, belki de gerçeksin. Ama sana uzansam bile artık dokunamıyorum.

Düşerken uzandığım son insandın. Bir dala, bir ağaca, bir kayaya değil, sana tutunmayı seçtim. Sırtımdaki parmak izlerinin sana ait olduğunu bilemezdim.

Bu gece yürüdüğüm yollar alev alsın. Yansın bu şehir, bir daha dönüş mümkün olmasın. Bitti diye fısıldasın kulağıma son nefesiyle gece. Bitsin bir ömür aşk, bir daha var olmasın.

Sessiz bir hıçkırık gibi tuttum içimde seni. Boğazımda düğümledim, gözlerimde mühürledim, sesimle kilitledim. Hep var olan ama ispatlayamadığım bir hayalet gibi, kimse göremese de sen hep içimdesin.

Islak kaldırımlarda topuk seslerimi duysun bu şehir. Sessizliği sadece benim bavulum bozsun. Madem sen bir daha yüzüme bakmayacaksın, bir daha benim de sana sözüm olmasın.

Çok yorgunum. Saçlarımın diplerinden kirpiklerimin köklerine kadar yoruldum. Ama çok gelmesin sana bu düşkün yorgunluğum. Ellerinde, rüzgarsız denizler kadar durgunum.

Sana geldim. Uzaktaydın, ben yürüyerek sana geldim. Dikenli tellere takıldı ayaklarım, ben kanayarak sana geldim. Acıktım, açlığımı alıp sana geldim. Şimdi uzatsam ellerimi, tutabilir misin?

Oysa anlaşmak hiçbir şeydi. Kavga etmek de güzeldi. Önemli olan kavga ederken kızgın yüz hatlarında kendimi bulmamdı. Oysa şimdi gözlerinde yansımam bile yok.

Her bedende aradığınız aşk, aslen sadece kendi kalbinizde. Bu yüzden sürekli içinizde taşıdığınız duygunun yansımasını kendinizin dışında bulamıyorsunuz.

Hastayken herkes yanında olur. Ölürken herkes elini tutar. Ölünce herkes sevdiğiyle ölür. Halbuki aşk detaylardadır. Bu yüzden elimi tutmana değil, elinin sıcaklığına bakarım.

Her saniye aldığın nefeste başkasının payını çalmış gibi hissetmek nedir, bilebilir misin? Ya başkasının payı olan oksijeni çalıyorsan? O yüzden yaşamak ıstırap veriyor artık. Ya ölmüş birinin ömrünü yaşıyorsan?

Her ateşe yangın denmez. Yangında yananın, yangına değmesi gerekir. Sen benim tutuştuğum en güzel yangınımdın.

Belki sana sarılır uyurum bir gün. Gecenin bir vakti kalkar, dağılmış saçlarını düzeltirim. Belki sabah uyanınca da gökten birkaç yağmur yağar. Gözlerinden izlerim, ne güzel bir ihtimal.

Düğün alayının sesi geliyor uzaklardan. Gönlüne düşen mutluluğun neşesini duyuyorum.

Ben senin ıslanmış gözlerinden kalbine saplanan sızıyı bilirim. Hiçbir şeyi anlamasam sen ile kendimi bir görürüm. Benden beni saklamaya çalışma.

Ne gerekiyorsa al. Ne kadar gerekiyorsa al ve git. Bir daha izlerini taşımak istemiyorum.

Bir buluta bakıp anmak seni. Bir yaprakta görmek gözlerinin yeşilini ya da bir bedende bulmak senin kalbini. Ama kimsenin ruhunu çekmeyeceğim sen gibi içime. Tüm dünya da senin izlerini görsem de, hiçbir izi takip etmeyeceğim.

Söylediğin her yalanın kokusunu alarak yaşadım bu hayatı. Burnumda alışılmış bir yanık kokusuyla terk ediyorum şimdi seni. Söylediğin her yalanda artan koku benim üzerime sinmeden, bu yangını üzerimden atıp gidiyorum.

Yaralandığını sadece duyduğu kan kokusundan anlayan bir asker gibi düşüyorum toprağına bugün. Bir daha beni görmeyecek olsan da mutlu ve gururluyum.

Maskelerle boyalarla kandırdı bu hayat hepimizi. Oysa tahmin edemedik yüzüne sürdüğü boyaların masumların kanı olduğunu. Belki anlasaydık bu kadar delmezdi gece içimizi. Belki anlardık o zaman aslımızın karanlık olduğunu.

İnsan kötüdür. Her insan nefesinin yettiği kadar kötülük yapar. Nefes alamayanın en büyük hayrı da, bir papatya köküne dokunana kadar.

Nefes alamadığın her saniyede beni hatırla. Çünkü ben nefes alamasam da senin kokunu dilerdim.

Sen benim üzerime sinen en güzel aşktın. Oysa parfümünün kokusuna gizlenmiş yalanın dumanı hissetmem gerekirdi.

Kahve kokusuyla uyandığım sabahlarda, saçlarını dağınık bulurum. Gözlerin mahmur, bakışların boş… Yüzüne işlemiş uykunun perdesinden seçerim seni. En çok o darmadağın halini severim.

Ben eskiden uzanmazdım bir başkasının ellerine. Dikenli teller gibi kokar, kaçardım. Ama sen hayatıma girdiğinden beri, liseden kaçan okul çocukları gibi, ne tellere takılıyorum, ne duvarları tanıyorum.

Sesinde kuş uçacak gibi gökyüzü buluyorum. Ellerin, bir annenin şefkati gibi sıcak. Saçlarında dağınık bir İstanbul mahallesi… Anlıyorum ki çiçeklerim, seninle açacak.

Tutulur akıl, konuşmaz olur dil seni fark ettiğim zaman. Öyle bana uzaktan bakma ne olursun.

Tutulduğum en serin yağmurumdun. Üşüyüp hasta olsam da, coşkunla gülmeyi öğrendim.

Sende kaybettiklerimi hiçbir şekilde bana geri veremezsin. Tutunduğum her dalın kırılışına şahit olmanın acısını ben en çok sende çektim.

Güven, insanların içine düşen bir kurt tarafından yenince, çürüyen yerleri diğer duygulara bulaşır. İnanca, mutluluğa, aşka… O yüzden gönüllere kurt düşürmeden sevebilmek marifet.

Her karanlık gecede doğan aydan cesaret alıp, her yakıcı güneşin şevkine kananlardandım. Seni gördüğümden beri, ne aydan cesaretim kaldı, ne güneşten asaletim.

Bu gönül bende aklıma hükmettikçe, yanlış şehzadeyi padişah yapmışım gibi imparatorluğumdan olacağım.

Asla ağlayamayacak olmanın acısını bana sen öğrettin. Öyle bir acı verdin ki, gözyaşlarının yetmeyeceğini fark ettim. Ben artık ağlamaya çalışmaktan vazgeçtim. Bu yüzden benim için artık değersizsin.

Bir papatya filizlenir topraklarımda en masum haliyle. Yağmurlarında yıkandıkça üzerinden atar kirini. En güzel kokularını taşır sen gülünce. Sensiz bir tarla papatyayı neyleyim.

Kendime ‘hiçbir şey olmadı’ diye fısıldadığım geceyi hatırlıyorum. Islanan yastıklarımın cezasını çekeceksin. Hiçbir şey olmasın diye dua edeceksin.

Zamanın yüzüne çizdiği her bir çizgide adımı hatırla. Her çizgiye ayrı hayran geçirebileceğim bir ömrü mahvettin. Bu yüzden hangi aynaya bakarsan bak, kendini hep yaşlı göreceksin.

Yaş alırım tüm ıstıraplarımdan her gece. Her güne bir yıl daha yaşlanmış uyanırım. Bu yüzden her nefesini son gibi yaşamanın güzelliğini, her anımı son gibi bulmanın sadakatini, sana en güzel ben anlatırım.

Acısına sadık bir aşık gibi yaşıyorum artık. Korkuyorum, sana olan sevgim acının altında kalacak. Ben artık sana değil, acına aşık olacağım diye korkuyorum. Korkmadan sevmenin nimetini yaşat bana. Ben sende acı değil, huzur bulmak istiyorum.

Bir aşığın, sevdiğinin adını duyduğunda geçirdiği kalp krizi gibisin. Senin yanında her şey kifayetsiz, her şey anlamsız. Tıpkı sevdiğinin yanında kalbini anlamsız bulan Mecnun gibi. Senin adından başka her isim bana imkansız.

Her sabah uyandığın yatağın gördüğü tavana bakmak mı manzara? Bir sabaha da gözlerinde uyansam olmaz mıydı?

Bir umudun peşinden giderken geçirilen kazanın güzelliği gibi, senin kalbimi kırman. Acı da çeksem yolum güzel diyorum.

Utanmadan, unutmadan, söylediğimde yutkunmadan, sol yanımdan gocunmadan yaşayacağım hayatı. Ne unutmaya ihtiyacım var mutluluğum için, ne soluklanmaya…

Ya şah ya mat olmak istersin yirmili yaşlarda ama bilmezsin, hayat oyunu muallakta bırakır. Kimse gerçekte kimin şah çektiğini bilmeden satranç tahtası kararır.

İstediklerin olmuyorsa olanı istemeyi öğren. Hayat sana cebindeki dilekleri ya da elindeki ümitleri vermeyecek.

Nefes aldığın her anın, son anın olduğunu düşünerek yaşa. Yoksa son anın olduğunda, alamadığın nefeslere yanarsın. Son anını da pişmanlıklarına harcarsın.

Sol tarafımda bir düğün yeri var bugün. Belli ki bana geleceksin. Kalbimin tüm bahçelerine süslü balonlar asılmış. Belli ki gözlerime bakıp gülümseyeceksin.

Sadece eskilerin satıldığı bir pazar yeri kurulur artık bu aşkın sokaklarında. Sadece kırıklar satılır. Sen kırılmış bir camı ne kadar satabilirsen, bizim aşkımıza insan ancak bu kadar inanır.

Artık seni sevmek bana helal gelmiyor boncuğum. Belli ki başkası bakmış gök mavi gözlerine. Artık sesin alıştığım gibi duyulmuyor uzaklardan. Belli ki başka kelebekler konmuş rengine.

Sen tut diye uzatırken, ellerimin kirinden utanırdım hep. Senin için çalıştım ama sana dokunurken utandım. Ağlarken gözlerine bakmaktan çekinirdim. Senin için ağlar, ama sana bakamazdım.

Toprağıma düşen en güzel tohumdun sen. Böyle güzel çiçekler açacağını bilmeden suladım seni. Güneşleri ayarladım senin yönüne göre. Bulutları dizdim sıraya sen uyurken. Ama çiçeklerin açtığında, başkasının koklayacağını bilemedim.

Derin bir nefes alırken göğsüme batan acıda senin adın var. Sen de bir daha derin nefes alama isterim.

Ben senin dudaklarının kenarlarındaki hafif kıvrıklıkta takıldım. Kirpiklerinin ince duruşunda söndü tüm düşlerim. En güzel salıncaklarımı parmaklarının arasına kurdum. Sende bulduğum çocuk parkımı yıkma.

Ne adın sesleniyor artık kulağıma, ne yüzün gözümün önüne geliyor. Her saniye seni düşünmediğimi, sana anlatmaya çalışıyorum kafamda. Hayali bir sana, seni unuttum diyorum. Ama artık hayalin bile inanmıyor bana.

Güzel Sözler Aşk

Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur.

Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.

Aşk, ölüme kadar insanda yaşayan tek histir.

Bir kişiyi sevmek kolaydır, vazgeçmek zordur.

Çok sevilmeye değil, hep sevilmeye ihtiyacım var.

Her yüreğin harcı değildir dokunmadan sevmek.

Bugün günlerden ne? Yoksa sensizlik ertesi mi?

Uzağız sevgilim ama yüreğimde uyanıyorsun bugün.

Öptüm aşkım geceyi aydınlatan o güzel gözlerinden.

Küçücük şu yüreğimde dünyalar kadar sen var.

Bir tek sen varsın ömrümde aşkım gerisi mi? Vesaire.

Aşk insanı hayata bağlar hayat ise insanı aşka bağlar.

Gözlerimin içindeki ülkemsin. Her sokağın ayrı bir devrim.

Dünyalar kadar seven bir şehir kadar özlemiyor şimdi.

En çok ta çayın demlisini aşkın senlisini seviyorum aşkım…

Sen olmayınca buralar buz gibi. Sensizlik bir iklim adı şimdilerde.

Sana kötü bir haberim var aşkım. Seni dünden daha çok özlemişim.

Aşk da önemli olan aynı elleri tutmak değil, bir ömür hiç bırakmamaktır.

Seni ben canımın içinde sakladım. Kalbimin ta derinliklerinde…

Sen benim gökyüzüne gönderdiğim duamın yeryüzündeki cevabısın.

Sen hep gülümse ki yüreğinin güzelliği gülüşlerinde canlansın…

Ve aşk. Herkesi ona benzetip, Kimseyi onun yerine koyamamaktı.

Sen benim görmek için, bakmaya gerek bile duymadığım ezberimsin.

O kadar güzel gülüyor ki tamam diyorum bu kadar yaşadığım yeter.

Kendimi görebileceğim en güzel ayna bana aşkla bakan gözlerindir.

Ötesi yok bu duanın benim ol. Benimle, aklınla, aşkınla bin yaşa.

Ey aşk! Sen öyle bir kişisin ki, dünya tokları, senin vuslatının açlarıdır.

Seni sevdiğim kadar yaşasaydım; ölümsüzlüğün adını aşk koyardım…

Asla sevme, seversen ihanet etme; ihanet edeni de asla affetme.

Nasıl özlediğimi anlatsam aramızdaki yollar dağlar taşlar utanır…

Yüzüme okunmuş bir dua gibisin sevgilim. Çok şükür bugün de aşığım sana.

Unuturum diye uyudum, yine seninle uyandım. Belli ki uyurken de sevdim seni.

Çok güzel gözlerin vardı. İçinde kaybolacağım cinsten. Ve sanırım kayboldum…

Burası gönül demliği yar. Dile dua, çaya dem, yüreğe kıdem. Aşk’a vefalı olan gelsin.

Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.

Seni seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et, çünkü aşk sessiz, sevgi dilsizdir…

Ben sadece kışın karpuzu yazın portakalı özlerdim. Şimdi bir de sen çıktın başıma…

Neyim olursan ol da hayal kırıklığım olma. Orası çok kalabalık. Tanıyamam seni…

Hadi kalbim topla kırıklarını da duaya gidelim. Yaradan’dan başkası anlamaz bizi…

Sen oradan bir canım dersin. Benim kalbim kaburgamın altına sığmaz burada…

Belki kavga ederiz veya birbirimizi üzeriz ama ne olursa olsun hep yanımda kal bir tanem.

Gerçek aşk şans oyunları gibi hayali bile mutlu ediyor insanı. Fakat tutturabilene aşk olsun.

Aklımda olduğun sürenin yarısı kadar yanımda olsan, hiç sorun kalmayacak gibime geliyor.

Bir lades tutuşsak, nesine desen, sesine derim. Bilirsin yüzün aklımdadır hep, ben sesini özlerim.

Sen gidersen sesin gider, kokun gider, yüzün gider. Ay dolanır pusularda, tenim titrer ve gecem biter.

Senin bir gülüşün benim için hayat öpücüğü gibi. Seni sürekli gülümsetmeye çalışmam bu yüzdendir.

Anladım ki aşk; her iki tarafı da mağdur eden, yürekte izinsiz gösteri yapan mutluluk karşıtı bir eylem.

Etkileyici Anlamlı Sözler

Başkaları okusun diye şiir yazana, başkaları görsün diye aşk yaşayana güven olmaz. İkisinde de amaç ego tatminidir.

Hiç kimsenin senin tarafında olduğuna inanma. Karşı tarafa geçmesi için birkaç adım, sana düşman olması için birkaç söz yetecektir.

Seni artık tanıyamıyorum dediğinde sana hak vermek istememiştim. Şimdi görüyorum ki, seni sevdikten sonra kendimi bile tanıyamıyorum.

Bu hayatta virgüllerle yaşamayı tercih ettin. Fakat unuttuğun çok önemli bir gerçek vardı: Ölüm, hayatın sonundaki kaçınılmaz noktadır.

Senin gülüşünde kaç kişi yaşıyor bilmiyorum, ama her birine aşığım. Gülüşlerinden süzülen zerreleri sevdikçe, senin gözlerindeki parlaklığa kavuşuyorum.

Senelerin emeğiyle inşa edilmiş bir evi yıkacaksın, sonrasında ise ben pişmanım diyerek evin enkazından tekrar bir ev yaratmaya çalışacaksın. Öyle olmuyor işte.

Her şey güllük gülistanlık ilen saf kalmak çok kolay, asıl önemli olan yaşadığınız en büyük acıdan sonra tekrar ayağa kalkabilmek. Topal kalacağını bilsen bile.

Aklı olan kişi dilindekini yüreğine götürür, ahmak olan kişi yüreğindekini diline getirir. Aklı olanın ahmak olabileceği bir dünyada yaşadığımızı sakın unutma.

Yaptığı bunca kötülüğe rağmen hala onu aklından çıkaramıyorsan, hala onun tek bir sözüne kanıyorsan sakın üzülme. Sevmenin akıl işi olduğunu kimse iddia edemez.

Mutlu olabilmek için hiç kimseden bir şey beklemiyorum. Sen hariç. Çünkü sen benim bütün beklentilerimin en doğru karşılığı olmakla yetinmeyip, benim yüreğimdeki gülücüklerin kendisi oluyorsun.

Umut, rüzgarı arkana alarak bütün hızınla koşarken yolun dönemecini almak için hamle yaptığında, ansızın kalbine gelen bir kurşun gibidir. Sen düşersin, fakat rüzgar esmeye devam eder.

Önceleri ismini duyduğunda bile kalp atışlarını hızlandıran birini bugün karşında gördüğünde içinden hiçbir şey yapmak gelmiyorsa, emin ol ki mutluluğu yaşamanın sırası sana gelmiş demektir.

Hayatı mı yoksa seni mi daha çok sevdiğimi bana soruyorsun. İçimden hayatı demek geliyor. Bu yüzden bana küseceksin belki, ama bilmelisin benim bir hayatım varsa o da sensin.

Ne gözümden dökülen yaşlar yetti sana duyduğum özlemi anlatmaya, ne de kalemimdeki mürekkep bitti yarım kalmış şiirleri tamamlamaya. İki ucunda hiç kimsenin oturmadığı bir tahterevalliyi izliyorum.

Yaşamadan asla öğrenemeyeceğimiz bazı şeyler var. Ayrıca yaşadıktan sonra keşke öğrenmeseydim diyeceğimiz. Bu yüzden yaşanması gereken yaşanmalıdır, acısıyla tatlısıyla.

Artık umudunda bile olmayan insanlara neden yüz veriyorsun? Senin beklentilerini karşılayamamış insanlara verdiğin yüz, o insanların seni bir kez daha enkaza çevirmesine yol açar.

Ardına bakmadan gittin. Şimdi ardına bakmadığın yerlerde bir yemin duruyor. Yarısı senin, diğer yarısı benim. Tutulmayacağı bile bile yemin olmaktan vazgeçmiyor. Vazgeçenler utansın.

Yorum yapın