Cemil Meriç Sözleri

Bugün detaylı bir araştırma yaparak hazırladığımız Cemil Meriç sözlerini ve kitap alıntılarından oluşan harika bir sayfa hazırladık. Şimdi incelemeye başlayın ve küçük bir yorum bırakmayı ihmal etmeyiniz. Yakında Cemil Meriç şiirlerinden oluşan detaylı bir yazıda yayınlayacağız.

Çıkar konuşunca, vicdan susar.

Çok zaman kaybettik.

Kitap, zekayı kibarlaştırır.

Yığın düşünmez, maruz kalır.

Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.

Kelam, bütünüyle haysiyettir.

İrfan, kemale açılan kapı, amelle taçlanan ilim.

Avrupa tarihi, bir sınıf kavgası tarihidir.

Aydınların aydınlatılmadığı halkı, soytarılar aldatır.

Cemil Meriç Sözleri
En Güzel Cemil Meriç Sözleri

Sana kızmıyorum. Sen bu kadarsın. Bilmeliydim.

Hayat herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı komedya.

En İyi Cemil Meriç Sözleri

En güzel, en anlamlı ve etkileyici Cemil Meriç sözlerinden oluşan sayfamızı sosyal medya hesaplarınızda paylaşmak ister misiniz? Ayrıca sayfamız içerisinden son derece kaliteli resimli Cemil Meriç sözleride yer almaktadır.

Kâmuş bir millietin nâmusudur.

Bilgi, sonu gelmeyecek olan bir fetihtir.

Güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milleti.

Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.

Tarihimiz, mührü sökülmemiş bir hazine.

Kahramanlık, hatada ısrar etmemektir.

Cemil Meriç Sözleri

Güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milleti.

Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.

Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.

Bilgi, sonu gelmeyecek olan bir fetihtir.

Yaşamak, yaralanmaktır. Yaralanmak da güzel.

Ne kadar Müslüman varsa o kadar Allah vardır.

Okumak, iki ruh arasında âsıkane bir mülâkattır.

İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri.

Her kavganın ezelî mazereti: son kavga olmak.

Aldatmayan tek sevgili var dünyada: mutlak güzel.

Cemil Meriç Sözleri

Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.

Cinayete ses çıkarmayan canının suç ortağıdır.

Gitmek, kaderin hatalarını düzeltmektir.

Tarihi yaratan, fertle yığın arasındaki anlaşmazlık.

Okumak, iki ruh arasında âsıkane bir mülâkattır.

İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri.

Yaşamak, yaralanmaktır. Yaralanmak da güzel.

Mahalle kavgaları, tefekkürün zirvelerine ulaşmamalı.

Cinayete ses çıkarmayan canının suç ortağıdır.

Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var.

En Güzel Cemil Meriç Sözleri

Batı’nın düşünce tarihi akılla naklin mücadele tarihi.

Gençliğim ahlaksız bir vadide akan başıboş bir ırmaktı.

Mahalle kavgaları, tefekkürün zirvelerine ulaşmamalı.

İnsanlık daima kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk.

Coğrafyamızda tek kıta vardı, kafatasımızda tek yarım küre.

Hiçbir zafer umulanı vermez ve hiçbir yenilgi mutlak değildir.

Sol ve sağ. çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.

Ben bu kadar acıyı sen de başkalarına benze diye çekmedim.

Siz namuslulardan olun, ne kadar az olduğunuzu göreceksiniz.

Asya’nın bütün evlatları içinde batı’nın ilk benimsediği: Zerdüşt.

Resimli Cemil Meriç Sözleri

Din, bir susuzluk, sonsuza karşı duyulan özlem. Bilgi değil, aşk.

Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmaz’laştıranlardır.

Hangi beste sözün musikisiyle, sözün füsunuyla boy ölçüşebilir.

Ortada bir pasta var saģdan yiyene sağcı soldan yiyene solcu demişler.

Çatışmasız toplum beraber otlayan, beraber geviş getiren adsız bir sürü.

Kültür, homo ekonomikus’un kanlı fetihlerini gizlemeye çalışan birer şal.

Çok zaman kaybettim. Çok zaman ve biraz ümit. Yaşamak bu galiba.

O kadar yalnızdım ki karanlıklardan iblis’in eli uzansa minnetle sıkardım.

O kadar yalnızdım ki; karanlıklardan iblisin eli uzansa minnetle sıkardım.

Kültür, homo ekonomikus’un kanlı fetihlerini gizlemeye çalışan birer şal.

Cemil Meriç Sözleri Resimli

Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.

Olimpos dağının çocukları, Hira dağının evlatlarını asla kabullenemeyecektir.

Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla.

Zindanıma geldiğin zaman iki yol vardı önümde: cinnet ve ölüm. Sen üçüncü oldun.

Kitap, istikbale yollanan mektup. smokin giyen heyecan, mumyalanan tefekkür.

Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.

Hayat herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı komedya.

Yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki öldürülmesi gereken ölüler de var.

Nereye gidersen git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır.

Her yüzyılda birkaç kişi düşünür, diğerleri ise onların düşündüğünü düşünür.

Cemil Meriç Namus Sözleri

Bu çökmeye hazır medeniyet üç sütun üzerinde duruyor; süngü, açlık, fuhuş.

Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla.

Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede bilim adamı nasıl çıkar?

Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.

Mütercim, mutlak’ı arayan bir çılgın, ‘felsefe taşı’nı bulmaya çalışan bir simyagerdir.

Birbirini bütün tedaileriyle karşılayan iki kelimeye ne aynı dilde rastlarsınız ne iki ayrı dilde.

Gerçek hükümdarlar, ebedi hükümrandırlar. Hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler.

Sağ ve sol: anladım ki bu iki kelime, aynı anlayışsızlığın, aynı kinlerin, aynı cehaletin ifadesidir.

Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.

Her toplum bir kitaba dayanır: ramayana, nesideler nesidesi veya kur’an: senin kitabın hangisi?

Cemil Meriç Sözleri Etkileyici

Belimin bu kadar bükülmesinin sebebi bilesiniz ki biraz da sizin yükünüzü taşımamdan dolayıdır.

Vakit geçmiyor diye şikayet ederiz. Neyin geçmesini istiyoruz? Hayatın. Ve hepimiz ölümden korkarız.

Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.

Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanıp uçmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.

Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilik ise her namuslu insan gericidir.

Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, bu memlekette namuslular ve namussuzlar vardır.

Vakit geçmiyor diye şikayet ederiz. Neyin geçmesini istiyoruz? Hayatın. Ve hepimiz ölümden korkarız.

Yaşamaktan korkuyorsun sevgilim. Ve saadetten korkuyorsun. Halbuki hayatın ve saadetin ta kendisisin.

Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.

Dahi, munzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.

Cemil Meriç Alıntıları

Kıt’aları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar.

Ormanı görmedin. ağacı görmedin. Rüzgârın önüne savurduğu birkaç kuru yaprağı insan zekasının bütünü sanı.

Dahi, munzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.

Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara, ve kulağına: “Hayır delikanlı”, diye fısıldadılar, “sen bir az–gelişmişsin.

Sevgi garip bir yangın. Yaşaması için büyümesi gerek. O yangına herşeyini atacaksın; zamanını, gururunu, dehanı.!

İmânsız ve idealsiz nesiller türettik.Pusuda bekleyen yabancı ideolojiler setleri yıkılan ırmaklar gibi yayıldılar ülkeye.

İnsanlar hür doğarlar, eşit haklara sahiptirler; hiçbir hülya bana bu kadar çocuksu, bu kadar anlamdan yoksun gelmemiştir.

Müslüman’ım, Müslüman bir çevrede doğdum. Ancak ne kadar inanıp inanmadığımın cevabını mahşer günü bilebileceğim.

Düzgün bir insan olmak,samimi bir Müslüman olmakla başlar. Olympus’un çocukları  Hira dağının evlatlarını kabul etmezler.

Zeka rüzgarda unutulan mum, bencillik fanus. Senin fanusun yok. Ve şuurun hasta bir hayvanın korkularını aksettiren kırık bir ayna.

Dante cehennemi anlayamamış dostum. Cehennem hatıraların küllenmesi, ümitlerin susması. Cehennem haykıramamak, ağlayamamak.

Her büyük adam kucağında yaşadığı medeniyetin üvey evladıdır..Zira o başkalarının veya geleceğin çocuğu, kendi medeniyetinin değil.

İnsan, selahiyetinin sınırlarını çoktan mı aştı? Dünyanın batan bir gemiye benzemesi bundan mı? Tabiat fareyle oynayan kedi gibi, soyumuzla alay mı ediyor? Tedirgin, küstah, azgın insan sürüleri.

Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, “Ben Avrupalıyım” demeğe başladı, “Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.”

Korkunç bir tehlikenin arifesindeyiz. Çatışan milletlerle sınıflar, gelişen teknik: uçuruma açılan iki ray. Dünyamız hiçbir zaman, birleşmeğe bu kadar yakın, birlikten bu kadar uzak olmamıştır.

Batı tarihindeki her kepazeliği yüceltirken, kendi geçmişimizde karşımıza çıkan minnacık kusurlara takılıp kalıyoruz. Bu ne şuursuzluk! İslamiyet bir yerde insaftır. İnsafını kaybedenler hiçbir hakikati bütünüyle kavrayamazlar.

Ben alışamadım körlüğe. Bu kelime telaffuz edildikçe büyük bir kabahat işlemişim gibi yüzüm kızarıyor. Gözlerimi göstermek istemiyorum. Körler bütün devirlerin ve bütün ülkelerin paryası. Kör müsün? Kör olasıca? Hay kör şeytan!..

Aydın olmak için önce insan olmak lâzim. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer . Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan; ‘uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessus..

Her iktidara geçen, kendinden önce yapılanları bozmakla işe başlıyor. Maiyetindeki memurları değiştiriyor. Yükselebilen ancak dalkavuklar. Herkes devletin sırtından refah elde etmek peşinde. Emeğin hakkını vermek, memurları oradan oraya nakletmemek, halk nazarındaki itibarlarını yükseltmek lâzım.

Semavî kitapların emri: “öldürmeyeceksin”. Hristiyan Avrupa, en sefil çıkarları için dünyanın bütün Mandarenlerini öldürdü ve öldürmeye hazır. Goethe: “ya örs olacaksın ya çekiç” diyor. Şark, Sadi’den Gandhi’ye kadar aksi kanaatte: “yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.” Kim haklı?

Ve insanlar Homeros’un cennetindekiler gibi kucakladın mı kayboluyorlar. Hepsi birer gölge. Teneke bile değiller. Sevgi garip bir yangın. Yaşaması için büyümesi gerek. O yangına her şeyini atacaksın; zamanını, gururunu, dehanı. Ve kül olacaksın. İnsanlar ondan korkuyor, ondan yaşamıyorlar. Sonsuz karşısında cücenin korkusu.

İnsana inanıştır, kendini insanlığın kaderinden sorumlu tutuştur. Bir sevgidir kültür. İnsanın kendi kendini fethidir. Dünya çapında bir hümanizmanm inşasıdır. Bugünü mazi ile zenginleştirmektir. Mazi ve istikbal ile. Toplum, kişinin bir ruhu olduğunu unutmuşa benziyor. Kişilere ferman dinleten, iktisadın şuursuz kanunları. İnsanın tek değeri, ürettiği ve tükettiği, kendisi değil.

Seni sen olduğun için seviyorum, acı çektiğin için seviyorum, küçük olduğun için seviyorum… Sana yetmemekten korkuyorum, sana çok gelmekten korkuyorum… Yaşamadığın bütün yılları beraber yaşamak istiyorum. Önce baban olmak istiyorum, beşiğine ümitle eğilmek ve dudaklarının bir tomurcuk gibi açılmasını seyretmek… Kucağıma almak istiyorum seni, sonra ilk sözlerini ruhuma sindirmek istiyorum, sonra kelimeleri öğretmek, okumayı öğretmek… Çocuk olamadım hayatımda ihtiyar doğdum, onun için oyun kardeşliği edemezdim sana ama hikayeler anlatırdım, ekmeğimi bölüşürdüm.

Cemil Meriç Hayatı

Cemil Meriç’in Hayatı

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 12 Aralık 19176 yılında doğan Cemil Meriç, Hatay Lisesi mezunudur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girmiştir. Fakat yüksek öğrenim hayatını tamamlayamadan Hatay’a geri dönmek zorunda kalmıştır. Bir müddet ilkokul öğretmenliği, Tercüme Kalemi’nde reis muavinliği ve Nahiye müdürlüğü yapmıştır.

İstanbul Üniversitesi’ne devam ederek Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirmiştir. Fransızca öğretmenliği yapan Cemil Meriç, 1955 yılında görme yeteneğini kaybetmiştir. Görememesine rağmen kızının ve öğrencilerinin yardımı ile çalışmalarını ölümüne kadar devam ettirmiştir.

İstanbul Üniversitesi’nde görev yapan ünlü yazar 1974 yılında emekli olmuştur. İstanbul’da 13 Haziran 1987 yılında vefat etmiştir.

Cemil Meriç’in Edebi Kişiliği

Son dönem Türk düşünce hayatının en önemli isimlerinden biri olan Cemil Meriç, 1928 yılında Yeni Gün gazetesinde çıkmaya başlayan yazıları ile edebi hayata adımını atmıştır. Değişik dergilerde birçok yazısı çıkmış ve çok sayıda kitap yazmıştır. Cemil Meriç’in edebi kişiliği kısaca;

  • Batı medeniyetinin temellerini araştırmış, Doğu ile Batı’yı çok iyi tanımıştır.
  • İleri derecede Fransızca bilen ve Fransızca tercümeler yapan sanatçı, dil konusuna büyük önem vermiş ve dilin milletin özü olduğunu savunmuştur.
  • Eserlerinde, tarihten edebiyata, sosyolojiden felsefeye kadar birçok alanda düşüncelere yer vermiştir.
  • Çok sayıda araştırmacıya özgün düşünceleri ile kaynaklık etmiş olan Cemil Meriç, yazdığı eserleri çarpıcı bir dille ve etkileyici üslupla yazmıştır.
  • Doğu ve Batı kültür hazinelerinin zenginliğine eserlerinde ayrıntılı yer vermiştir.
  • Sosyoloji alanında çok değerli ve etkili araştırmalar yapmıştır.
  • Victor Hugo ve Balzac gibi yazarların eserlerini Türkçeye çevirmiştir.
  • Her düşünceye açık olan sanatçı, durmadan öğrenen, öğrendiklerini akıl süzgecinden geçiren, akıl süzgecinden geçirdiklerini insanlara öğretmek için uğraşmıştır.

Cemil Meriç’in Eseleri

Deneme, makale, inceleme ve araştırmaları ile tanınan Cemil Meriç çok sayıda eser bırakmıştır. Başlıca eserleri:

  • Umrandan Uygarlığa (1974)
  • Kırk Ambar (1983)
  • Hint Edebiyatı
  • İlk Sosyolog
  • Saint Simon
  • Bu Ülke
  • Bir Dünyanın Eşiğinde
  • İlk Sosyalist
  • Bir Facianın Hikayesi
  • Mağaradakiler
  • Kültürden İrfana
  • Işık Doğudan Gelir

Kırk Ambar eseriyle iki kere Türkiye Milli Kültür Vakfı ödülü almış olan Cemil Meriç, Ankara Yazarlar Birliği Derneği’nin Yılın Yazarı ödülünü, Kayseri Sanatçılar Derneğinden İnceleme, Türkiye Yazarlar Birliğinden Kültürden İrfana eseriyle Yılın Fikir Eserleri ödülünü almıştır.

Yorum yapın