Akrabalık İle İlgili Sözler

Hemen aşağıda Peygamberlerimizin akrabalık ile ilgili söylediği sözleri ve ayetleri bir araya topladık. Ayrıca hayırsız akrabalar için söylenen ağır, sert sözleride yine sayfamızda bulabilirsiniz.

Peygamberlerimizin Akraba İle İlgili Sözleri

Zenginin akrabası çok olur. Atasözü


Dostluk elde ediImiş akrabalıktır. Hz. AIi

En kötü nefret, akrabaların nefretidir. Tacitus

Ayrı büyüyen, akrabasına karşı kalpsiz olur. Atasözü

Ağaç düşerde yakınına yaşlanır. Gagavuz AtasözIeri

Akrabalarının sevmediği insanı kimse sevmez. Plautus

Akraba düşmanlığı, akrep sokmasından beterdir. Hz.AIi

SağIam göz ağlasa, kör gözden yaş çıkar. Uygur Atasözü

Akrabalık İle İlgili Sözler

Akraba hak ettiği değeri dünyalık şeyIerIe bitirmeyendir. Nebiha

Akrabanın cefâsı, yabancının darbesinden daha acıdır. Hz. Ömer

Gerçek yakınlık akrabalık bağıyIa değiI, sevgi bağıyIa olur. Hz. AIi

Akrabalar arasındaki düşmanlık, ormandaki ateş gibidir. Hz. Ebubekir

İnsanlara veriIen zararlardan birçoğu tanıdıkları tarafından veriImiştir.

Akrabalar, ne yaşamasını ne de öIecek zamanı biIen insanlardır. Oscar Wilde


Akrabanın düşmanlığı ve dostların eziyeti, yıIan zehrinden daha acıdır. Hz. AIi

Dostsuz ve akrabasız insanlar, ordusuz bir padişah gibi mesut olamazlar. Firdevsi

Komşusu, akrabası ve arkadaşı tarafından iyi denen kimse gerçekten iyidir. Hz.Ömer

Kardeşinin salını karşıya geçirmeye yardım et, göreceksin ki, sen de karşıdasın. Hint Atasözü

Akrabalık İle İlgili Sözler

Kardeş ve akrabaya yakınlık göster, güIer yüzIe büyüğün ve küçüğün gönlünü aI. Yusuf Has Hacib

47/22- Demek, yüz çevirdiğinizde yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi?

Dostlar kötü günde, kahramanlar savaş anında, kadınlar yoksuI günIerinde, akrabaların başın dertteyken kendiIerini beIIi ederIer. F. O. Maley

Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur; ancak onun kokusunu, ana babasına asi gelenle, akrabalık bağını koparım alamaz. Hz. Muhammed (sav.)

9/23- Ey iman edenIer! Eğer küfrü imana tercih ederIerse, babalarınızı ve kardeşIerinizi biIe dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimIerin ta kendiIeridir.

4/36- Allah’a ibadetedin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimIere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, eIinizin aItındakiIere iyiIik edin. Şüphesiz, AIIah kibirIenen ve övünen kimseIeri sevmez.


Her birimiz birçok ortak noktaIarı buIunan daireIerIe iç içeyizdir. İIk merkez noktası kendimizden başIar ve genişIeyerek içine anne baba, eş ve çocukIarı aIır. İkinci dairede yakın çevre, diğerIerinde yurttaşIar vardır; sonuncuIarda ise tüm insanIık. SamueI SmiIes

Manalı Akraba Sözleri, Ağır ve Sert Akraba Sözleri

Herkes onlara akrabalar diyor ben akbabalar.

Sen zaten siyahsın akrabam senin nereni karalayım.

Akrabalık İle İlgili Sözler

Candan bir dost, senin gibi on bin akrabaya bedeldir.

Ahin akrabanın halleri ve dilleri akrebin kuyruğu gibidir.

Seninle aramızda kan bağı olduğu için utanıyorum herkesten.

Arkamızda bıraktıklarımız sadece yaptığımız iyiliklerde. Nankörler

Düşük karakterli akrabana iyilik ettiğin de kötülüğünden sakın

Allah kin tutan insanlardan ve hasetlik eden akrabadan korusun.

Kime ne yaptıysam hak etmiştir bir de zamanını beklediklerim var


Bana delikanlı akraba ayakları yapmayın tartıya koysam gram etmezsiniz.

Konuşmaya tenezzül etmediğim g… akrabalar beni susturduğunu sanıyor.

Yüzünüzden sahtelik akıyor Akraba bozuntuları midemi bulandırıyorsunuz.

Köpeği üçgün besle üç yıl unutmaz. Akrabayı üç yıl besle üç günde unutur.

Hiçbir akrabamın ismi beni korkutmaz biz kellesi kopmuş çok padişah gördük.

Bilemezsin kim dost kim düşman. Bazen en yakın akraban olur seni arkandan vuran.

Gözümden düşüp hiçbir değeri kalmayanlara sonsuz teşekkürler çok iyi iş çıkardınız.

Yıkamakla çıkmayan tek pislik akrabanın kalbin de yağ bağlamış haset ve artniyettir.

Suskunluk soylu bir meydan okumadır. Lakin soysuz HAİN AKRABALARDA İŞLEMEZ.

Anlamak çok zor kim dost kim düşman, bazen en yakın akraban olur seni arkandan vuran.

Fesatlık kötü bir ruh hastalığıdır Allah şifa versin haklını benimle bozmuşsunuz kötü arkraba

İki çeşit insan daha vardır bazıları yalan bazıları yılan ,çok nadir şu dünyada adam gibi kalan

Gelecekten en büyük beklentim geçmişte bıraktığım akrabalarım ile bir daha karşılaşmamak.

Yüzme karşı havlamaya cesaret edemeyen karaktersizler arkamdan hırlamaya başlamış hayırdır.

Laf sokma çabalarını görüyorum takdirde ediyorum akraba Ama senin iğne soktuğun yere ben çivi çakarım

Akrabamız dedik hep biz alttan aldık ama artık zaman alttan alma zamanı değil, değer bilmeyenlere kapıyı gösterme zamanıdır.

Akrabalık İle İlgili Ayet ve Hadisler

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“…Allâh’a ve âhiret gününe îmân eden kimse, akrabasına iyilik etsin!..” buyurmuştur. (Buhârî, Edeb, 85; Müslim, Îmân, 74, 75)

Cenâb-ı Hak, akrabaları birbirlerine mîrasçı kılmış, birtakım haklar ve vazifelerle aralarındaki bağları kuvvetlendirmiştir.

Akrabalık münâsebetleri, Cenâb-ı Hakk’ın Rahmân sıfatının bir tecellîsi olarak merhamet ve şefkat temelleri üzerinde binâ edilmelidir. Şu hadîs-i şerîf, bu hususta mühim bir ölçüyü dile getirmektedir:

“Akrabasının yaptığı iyiliğe aynısıyla karşılık veren, onları koruyup gözetmiş sayılmaz. Akrabayı koruyup gözeten kişi, kendisiyle alâkayı kestikleri zaman bile, onlara iyilik etmeye devam edendir.” (Buhârî, Edeb, 15; Ebû Dâvûd, Zekât, 45; Tirmizî, Birr, 10)

Bir sahâbî, fazîletli amellerin ne olduğunu sorduğunda, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- kendisiyle alâkayı kesen akrabalarıyla görüşmeye devam etmenin, pek kıymetli davranışlardan biri olduğunu beyân etmiştir.[Ahmed, IV, 148, 158.]

ALLAH (CC) AKRABA HAKKINI GÖZETEN KULLARINI NASIL MEDHEDER?

Allah Teâlâ, sıla-i rahimde bulunan kullarını şöyle medhetmektedir:

“Onlar ki, Allâh’ın riâyet edilmesini emrettiği şeye riâyet ederler (sıla-i rahimde bulunurlar), Rablerinden korkarlar ve (bilhassa) hesâbın kötü olmasından endişe ederler.” (er-Raʻd, 21)

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- iyilikte bulunmada gözetilmesi gereken sırayı şöyle beyân etmiştir:

“Harcamaya kendinden başla! Artanı çoluk-çocuğuna sarf et. Âilenden bir şey artarsa, bunu da yakınlarına harca. Bunlardan arta kalanı da sağındaki solundaki komşulara ver!” (Bkz. Nesâî, Zekât 60, Büyûʻ 84; Müslim, Zekât 41)

Akrabaya yapılan infak için, hem sadaka hem de akrabayı koruyup gözetme sevâbı vardır. (Tirmizî, Zekât, 26)

Sıla-i rahimin birtakım zorlukları da olabilir. Lâkin ona vaad edilen mükâfatlar, daha fazla ve daha büyüktür. Fahr-i Kâinât Efendimiz, bu mükâfatların ikisini şöyle haber vermiştir:

“Rızkının çoğalmasını ve ömrünün uzamasını isteyen kimse, akrabasını kollayıp gözetsin!” (Buhârî, Edeb 12, Büyûʻ 13; Müslim, Birr 20, 21)

Bunun aksine, akrabalarıyla bağını keserek onlarla ilgilenmeyen kişiler de şöyle îkaz ve tehdit edilmişlerdir:

“Onlar, Allâh’a söz verdikten sonra verdikleri sözü bozarlar, Allâh’ın gözetilmesini emrettiği kimselerle alâkayı keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar, lânete uğramışlardır; cehennem de onlar içindir.” (er-Raʻd, 25)

Yine bu mevzûda Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Âhirette cezasını ayrıca vermekle beraber, dünyada Allah Teâlâ’nın çabucak cezalandırmasını en fazla hak eden günahlar, zulüm ve akrabayı ihmâl etmektir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 43; Tirmizî, Kıyâme, 57; İbn-i Mâce, Zühd, 23)

“Akrabasıyla ilgisini kesen kimse cennete giremez.” (Buhârî, Edeb, 11; Müslim, Birr, 18, 19)

Bu âyet ve hadisler, sıla-i rahimin ehemmiyetini açıkça ortaya koymaktadır.

PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) VE AKRABALARI

Mekke’de şiddetli bir kıtlık ve açlık başgöstermişti. Allah Rasûlü’nün amcası Ebû Tâlib’in maddî durumu zayıf, âile efrâdı ise hayli kalabalıktı. Bu sebeple sıkıntı içindeydi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- diğer amcası Abbâs -radıyallâhu anh-’a gidip:

“–Amcacığım! Biliyorsun ki kardeşin Ebû Tâlib’in âilesi çok kalabalık. İnsanlar kıtlık ve açlığa mâruz kalmış, kıvranıp duruyorlar. Haydi, Ebû Tâlib’in yanına gidelim ve kendisiyle konuşalım. Oğullarından birini ben yanıma alayım, birini de sen al! Böylece onun yükünü biraz hafifletmiş oluruz!” dedi.

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- çocukluğunda kendisine kol kanat geren amcasına yardımcı olarak aynı zamanda bir vefâkârlık misâli de sergilemiş oluyordu.

Abbâs -radıyallâhu anh- bu âlicenap teklifi kabul etti ve beraberce Ebû Tâlib’in yanına vardılar:

“–İnsanlar, içine düştükleri şu kıtlıktan kurtuluncaya kadar, evlâtlarından bâzılarını yanımıza alıp bakmak sûretiyle yükünü hafifletmeyi arzu ediyoruz.” dediler. Ebû Tâlib:

“−Akîl’i bana bırakınız, diğerlerinden istediğinizi alabilirsiniz!” dedi.

Bunun üzerine Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Hazret-i Ali’yi; amcası Abbâs da Hazret-i Câfer’i aldı. Efendimiz’e peygamberlik lûtfedilinceye kadar Hazret-i Ali, O’nun yanında yetişti. Câfer -radıyallâhu anh- da müslüman oluncaya ve bakıma ihtiyaç duymayıncaya kadar Hazret-i Abbâs’ın yanında kaldı. (İbn-i Hişâm, I, 264)

Velhâsıl, insanların akrabalarına önem vermesi, onlarla ilgilenip yardımlarına koşması, Cenâb-ı Hakk’ın ve Peygamber Efendimiz’in üzerinde çokça durduğu bir husustur. Onlara yapılabilecek en mühim yardım ise, dâimâ hakkı ve hayrı tavsiye ederek mânevî âlemlerini îmâr etmektir. Daha sonra da maddî-mânevî her türlü ihtiyaçlarına koşarak, sevinçli ve kederli anlarında yanlarında olmak ve zaman zaman da ziyaretlerine gitmektir.

Cenâb-ı Hakk’ın sıla-i rahimi ısrarla emretmesinde, insanların bildiği ve bilmediği pek çok hikmetler gizlidir. Bize düşen, Rabbimizin emrine cân u gönülden itaat ederek akrabalık bağlarımızı kuvvetlendirmek ve mükâfâtını yine O’ndan beklemektir.

Yorum yapın